Geceleri gökyüzüne baktığımızda kaç yıldız görürüz? Genelde kentlerde yani ışık kirliliğinin yüksek olduğu yerlerde yaşadığımız için havanın en açık olduğu bir gecede bile en fazla 2500 tane. Dünyanın en karanlık noktalarından birine gittiğinizi düşünün şimdi, örneğin Şili’deki Atacama Çölü’ne. Oradan baktığınızda bile 9000’den fazla yıldızı göremezsiniz. Gündüzleri zaten saymıyorum çünkü güneş o kadar parlak ki ondan başka yıldız göremiyoruz.
Evden çalışmayı ve evden öğrenmeyi mecburen öğrendiğimiz günlerdeyiz. Bu mecburiyete iyi yönünden bakarsak bu dönemde çok güzel yeni şeyler keşfedebiliriz. Sizlere daha önce çeşitli filmler ve web siteleri önerdiğim videolar hazırlamıştım. Bu videoda da işinizi kolaylaştıracak mobil uygulamalar önereceğim.
Sosyal olanlarından başlayalım. Yeri gelmişken “sosyal mesafe” ifadesini fiziksel mesafeye dönüştürmek lazım çünkü bizler sosyal canlılarız. Evden çalışırken, evden öğrenirken de sosyalleşmemizi kolaylaştıracak olan uygulamalar en popüler olanları.
Dünya Sağlık Örgütü, virüsten korunmanın en etkili üç şeklini ısrarla vurguluyor:
- Evinde kal
- Ellerini yıka
- Yüzüne dokunma
Çok da zor görünmüyor değil mi? Peki neden yapamıyoruz? Neden evimizde kalamıyoruz? Ellerimizi 20 saniyeden uzun süre yıkayamıyoruz? Daha da önemlisi, neden kafamıza, yüzümüze dokunmadan duramıyoruz?
Belki de bu iş söylendiği kadar basit değildir.
- Michael Ryan: Odadakilere bakıyordum da son 20 dakika içerisinde kaç kişinin eliyle yüzüne dokunduğunu sayamadım…
Bunu söyleyen Dünya Sağlık Örgütü Acil Sağlık Hizmetlerinin başındaki kişiydi. Söyledikleriyle yaptıkları tutmayan tek yetkili kendisi değil.
29 Nisan’da Dünyaya Asteroid Çarpma Olasılığı
29 Nisan’da dünyaya bir asteroidin çarpma olasılığı nedir? Bırakın 29 Nisan’ı bugün de böyle bir olasılık var. Dünyamızın atmosferine her gün irili ufaklı cisimler giriyor, sürtünmeden dolayı alev alıyor ve gece gökyüzüne bakanlara “a yıldız kaydı, hadi bir dilek tutalım” dedirtiyor. Bazı günler bunların sayısı o kadar artıyor ki bir meteor yağmuruna dönüşüyor. Fakat fazla büyük olmadıkları için yerin yüzeyine ulaşamadan daha da küçük parçalara bölünüyorlar. Atmosferimiz bir çeşit uzay kalkanı gibi çalışıyor. Yine de bu küçük parçalardan birinin üzerimize düşme ihtimali yok mu? Var.
Astronot Christina Koch Uluslararası Uzay İstasyonu’ndayken kendisiyle bir video bağlantısı yapmışlar. Sordukları sorulardan biri şu: Orada sizi en çok güldüren şey ne oldu?
Bir seferinde tüm ekip -6 kişi birden- bir aradaydık.
Uzay istasyonunda aynı anda farklı ülkelerden toplam 6 kişilik bir mürettebat oluyor. Arkadaki bayraklardan da anlayabileceğiniz gibi o sırada Amerika, Rusya ve İtalya’dan kişiler var bu ekipte…
Birlikte yapmaktan en çok hoşlandığımız şeylerden biri, ister inanın ister inanmayın karaoke şarkılar söylemek. Bir seferinde yine en favori parçamızı söylüyorduk: Winds of Change.
Umarım herkesin sağlığı yerindedir. Sadece vücut olarak değil psikolojik olarak da sağlamlığımızın test edildiği günlerdeyiz. Pek çok aile kapalı bir ortamda ilk kez bu kadar uzun süre birlikte yaşıyor. İronik değil mi? Bir çoğunuzun ailesinde olduğu gibi bizim ailede de böyle bir durumda ne yapılabileceği konusunda biraz şaşkınız. E sürekli dizi/film izleyip; pomodoro tekniğiyle saatlerce çalışıp, kitap okumakla da bu hayat geçmez.
Ben böyle durumlarda interneti keşfe çıkıyorum. Dünya turu atmak gibi bir şey. Gezerken çeşit çeşit insanla tanışırsınız ya. Bilginiz, görgünüz, dünya görüşünüz bu tür gezilerde en az kitaplarla elde ettiğiniz kadar zenginleşir. Ziyaret ettiğiniz yerler bazen saçmadır, karşılaştığınız insanlar tuhaf gelir.