Kategoriler
Bilim Edebiyat

Sakın beyaz bir ayı düşünme!

Şimdi sizden bir şey rica edeceğim. Beyaz bir ayı… Hayal edin demeyeceğim. Tam tersine “beyaz bir ayı” hayal etmemeye çalışın. Beyaz bir ayı düşünmeyin 🙂 Çok zor bir şey değil mi? Size yapmayın dediğim şeyi, beyniniz yapmaya çalışıyor. İnsan psikolojisi işte böyle bir şey. İronik olarak işliyor.  

Az önce denediğimiz oyunu Tolstoy’un günlüklerinde buldum. Taa 1840’da kardeşi Nikolay’la oynarmış bu oyunu. Odanın bir köşesinde ayakta durup beyaz bir ayıyı düşünmeden durmaya çalışırlarmış ve Tolstoy da kardeşi de bunu bir türlü beceremezmiş. DEVAMI ▷

Kategoriler
Edebiyat

23 Nisan’da sihirli bir kalem diliyorum

Kanalımdaki ilk 23 Nisan videosunda koltuğumu sevgili oğluma bırakmıştım. Çünkü 23 Nisan’larda bizde bu yapılır öyle değil mi? Koltuklar 1 günlüğüne çocuklara bırakılır.

Aradan 1 yıl geçti. Onu yine koltuğuma oturttum. Ama bu kez bir de okulundaki öğrencilerle birlikte düzenledikleri uluslararası etkinliği paylaştım. Çünkü 23 Nisan’larda bizde böyle yapılır değil mi? Dünyanın dört bir tarafından çocuklar davet edilir ve şenlikler yapılır.

23 Nisan zihinlerimize hep böyle bir coşkuyla kazınsın isterim çünkü hepiniz gibi benim de hayatımdaki birinci önceliğim çocuğum ve onun iyi bir eğitim alması. Gelgelelim bu kadar basit bir dileği bile gerçekleştiremeyen ana-babalar, okulu rüyasında bile göremeyen çocuklar var. Bu yıl 23 Nisan’da onları hatırlayalım istedim. DEVAMI ▷

Kategoriler
Edebiyat

Yaz için 7 kitap önerisi

Yaz geldi. Okullar kapandı. Üstüne üstlük bayram. Tabi siz bu videoyu bundan altı ay sonra da izliyor olabilirsiniz. O zaman öyle hayal edin. Bir simülasyon olsun sizin için. Yapmak zorunda olduğunuz işlere bir süreliğine ara verdiğinizi düşünün. Hayatınızın ıssız adasına gidiyorsunuz. İşte size yanınızda götürmek isteyebileceğiniz 7 tane kitap önerisi.

Huzursuzluk – Zülfü Livaneli

Bundan 33 yaz önce yaz tatilimi Mardin’de geçirmiştim. Zülfü Livaneli’nin son romanı “Huzursuzluk”da  bu kentle ilgili yazılmış şu satırlar beni yakaladı önce… DEVAMI ▷

Kategoriler
Edebiyat

Kelime Kavanozu

“Kelimelerini yükselt, sesini değil. Yağmurdur çiçekleri büyüten, gök gürültüsü değil.” – Mevlana.

Çin’in en meşhur öğretmeni, bilge filozof Kong’a sormuşlar -siz onu Konfüçyüs olarak da tanıyor olabilirsiniz- demişler ki: “Bir ülkeyi yönetseydiniz, ilk olarak ne yapardınız?” O da cevap vermiş: “Dilini düzeltirdim.” Verdiği cevabın tam olarak anlaşılmadığını hissetmiş olmalı ki açıklamaya başlamış: “Dil bozulursa kelimeler düşünceleri anlatamaz. Düşünceler iyi anlatılmazsa, yapılması gereken işler yapılamaz. Görevler gereği gibi yapılmazsa, düzen bozulur. Düzen bozulursa, adalet yoldan sapar. Adalet yoldan saparsa, halk ne yapacağını şaşırır. Bunun içindir ki hiçbir şey dil kadar önemli değildir.” DEVAMI ▷

Kategoriler
Edebiyat

Kelimeler arasında

Bir kitabı okurken hep kelimelere odaklanırız değil mi? Kelimeler ve onların çağrıştırdığı anlamlar. Bu çok doğal. Peki hiç kelimelerin arasındakilere dikkat ettiniz mi? Anlamların oluşmasına yardım eden minik, mütevazi işaretlere?

Noktalama işaretleri. Her gün görüp de varlığına alıştığımız nesneler gibi. Yokluğunda fark ettiğimiz güzellikler gibi. Bazı yazarlar bunu bize hatırlatmak için bilinçli olarak onları yok ediyor.

Mesela James Joyce. Ünlü eseri Ulysses’in son bölümünde sadece iki tane nokta kullanmış. Demek ki kısa bir bölümmüş diye düşünebilirsiniz ama öyle değil. Bu bölümde İngiliz dilinde yazılmış en uzun cümlelerden biri var. Cümleye başlıyorsunuz ve 4391 kelime sonra noktayı görüyorsunuz. Böyle bir cümleyi okumak ne kadar sürer biliyor musunuz? Ben denedim, yaklaşık 45 dakika. Peki en uzun cümle hangi kitapta? Jonathan Coe’nun “The Rotters’ Club” adlı kitabında. Bu kitaptaki bir cümle 13955 kelime uzunluğunda. Okumadım ama okusaydım 2 saat filan sürerdi. Cümleler genellikle noktayla biter ve bir nefeste okunması beklenir. Böyle bir cümleyi bir nefeste okuyabilmek pek de kolay olmasa gerek 🙂 DEVAMI ▷

Kategoriler
Edebiyat

Geleceği tahmin eden romanlar

Söz vücut bulur derler. Kendini gerçekleştiren kehanetten bahsederler. Bu kahinlerin bir kısmı roman yazarı. Ve onların akıllarına gelen, seneler sonra bizim başımıza geliyor. Geleceği tahmin eden romanların dünyasında kısa bir yolculuğa ne dersiniz?

Yolculuğumuza 1726’dan başlayalım, Jonathan Swift’in “Gulliver’in Seyahatleri” kitabından. Orada kahramanımız devlerin ve cücelerin ülkelerini geziyor. Bilim insanlarıyla dolu Laputa adasına gittiğinde astronomlar Mars’ın yörüngesinde dönen iki uydudan bahsediyor. Oysa o zamanlar Mars’ın iki uydusu olduğu bilinmiyordu. Kitaptan 150 yıl sonra 1877’de gerçekten de iki uydusu olduğu keşfedildi: Phobos ve Deimos.

kitaplar

Mary Shelley 1818’de “Frankenstein”ı yazdığında organ nakli henüz yapılamıyordu. Kitap yayınlandıktan 5 yıl sonra, 1823’te Almanya’da organ değil ama ilk doku nakli yapıldı. Gerçek organ nakilleri için bir yüzyıl daha geçmesi gerekecekti. Bu arada bildiğiniz gibi ölü bir bedeni tekrar hayata döndürebilmek hala mümkün değil. DEVAMI ▷