Kategoriler
Edebiyat

Nereden çıktı bu ejderhalar?

Ejderha deyince aklınıza ne geliyor? Yarasa gibi açılmış kanatlar. Kıvrılıp duran bir gövde. Pullu bir deri. Keskin pençeler. Ve tabiki alevler saçan kocaman bir ağız. Kısaca bir canavar. Ama herkesin aklına aynı şeyler gelmiyor. Bazılarının korktuğu bu canavar, bazıları için de iyi şansın sembolü. Ejderhalar konusunda beni en çok şaşırtan şey var olmayan böyle bir yaratığın herkes tarafından bilinmesi. Yeryüzünde gelmiş geçmiş neredeyse tüm medeniyetlerde mutlaka içinde ejderha geçen bir masal vardır. İsimleri değişik olabilir. Cisimleri farklı gözükebilir. Ama öyle ya da böyle varlar.

Batılı efsanelerde kendisinden korkulan bir yaratıkken Doğulu efsanelerde onun şans getirdiğine inanılır. İkisinin arasında, dünyanın orta yerinde de ejderha benzeri yaratıklar var. Mısır’a bakın Apep’i bulursunuz. Mezopotomya’ya bakın Muşuşu çıkar karşınıza. Bize bakın… Az sonra anlatacağım. Bizde de ejderhalar var. Onlar sadece batıda, doğuda ya da ikisinin arasında dünyanın ortasındaki efsanelerde yaşamıyor. Orta dünyanın da en önemli varlıkları haline geldiler. Kelime oyununu anladınız mı? Yüzüklerin Efendisi’ndeki Orta Dünyayı kastediyorum. Yani fantezi türünün de ayrılmaz bir motifi oldu ejderhalar. 

Peki nasıl oluyor da eski masalların çoğu unutulurken, ejderhalar unutulmuyor. Tam aksine varlıklarını geliştirerek korumayı başarıyorlar? Nasıl oluyor da dünyanın en çok izlenen TV dizilerinde, sinema filmlerinde oyunculuk yapmaya devam edebiliyorlar? Gördüğünüz gibi ejderhalar her yerde. Peki bunların kaynağı ne? Nereden gelip de yerleştiler hayal gücümüze? Bilim insanlarının bu konuda bazı tahminleri var. İlk tahminle başlayalım. 

Dinozorlar. Ejderhalar neredeyse tüm dünya kültürlerinde vardır demiştik. Dünyanın neredeyse her yerinde bulunabilen bir başka şey de dinozor fosilleri. Bu devasa iskeletleri bulan antik dünyanın insanları gördükleri iskeletlere hayal güçlerini de ekleyerek bir ejderha imajı oluşturmuş olabilirler. M.Ö. 4. Yüzyılda yaşamış Çinli tarihçi Chang Qu’nun “Siçuan bölgesi”nde bulunan böyle bir fosili “dragon” olarak kayıtlara geçirdiğini biliyoruz. Bundan 2500 yıl önce yaşayan insanların şöyle bir iskeleti buldukları zaman neler düşündüğünü hayal edebiliyor musunuz? 10 metre uzunluğunda ve 5 metre yüksekliğindeki bu hayvan, masallardaki ejderhalarla hemen hemen aynı boyutlarda…

Gelelim ikinci teoriye: Nil timsahı. Genel olarak timsahların ejderhalara ilham kaynağı olduğu düşünülür. Ama özellikle Afrika’daki 3 timsah türünün en büyüğü olan Nil timsahının Avrupa efsanelerindeki ejderhaların atası olduğu ileri sürülüyor. Bu timsahların uzunluğu ortalama 5 metre ve ağırlığı da 900 kiloya kadar çıkabiliyor. Fakat bazı yerliler 7 metre uzunluğunda ve 1 tondan ağır timsahlar gördüklerini söylüyorlar. Efsaneler de böyle ortaya çıkmaz mı? Söylencelerden… Birisi 7 metrelik bir timsah görünce gidip bunu kabilesine anlatır. Onu duyanlar haberi komşu kabileye yetiştirir. Böyle böyle kulaktan kulağa gezmeye başlayan bu haber Nil nehrinden kuzeye önce Akdeniz’de Yunanistan ve İtalya’ya ulaşır. Oradan da bütün Avrupa’ya yayılır. Tabi 7 metrelik timsah da bu sırada kocaman bir ejderhaya dönüşür. Gerçekten de ağzını açmış bir timsaha tam ön tarafından bakarsanız bir ejderhaya benzediğini görebilirsiniz. Çok yakından bakmanızı tavsiye etmem. 

Üçüncü teori: Goanna. Bu da Avustralya’da yaşayan bir sürüngen. Çok keskin dişleri ve pençeleri var. Dinozorlar ya da timsahlar kadar büyük olmasalar da 2,5 metre uzunluğa kadar büyüyebiliyorlar. Avustralya yerlileri Aborijinlerin folklöründe bu hayvanların çok büyük bir yeri olduğunu görüyoruz. Bu masallarda Goanna tarafından ısırılan insanlar hemen ölmese de bu yaraları zehirle aşılanıyor. Isırmadan sonra her 7 yılda bir yara tekrar alevleniyor. İşin ilginç yanı 2005 yılına kadar Goanna’ların tükürüğünde zehir olduğu bilinmiyordu. Sadece masallarda olduğu sanılıyordu. Avustralya başta olmak üzere okyanusya ve güney asya ülkelerindeki ejderhaların kaynağı bu hayvan olabilir mi?

Dördüncü teori: Balinalar. Bu size biraz garip gelmiş olabilir. Ama ilk örneğimizi hatırlayın. Antik insanların karşılaştığı iskeletleri. Mesela şöyle bir iskelet görseniz ne düşünürsünüz? Bunun bir balina iskeleti olduğunu anlayabilir misiniz? Ya da suda yaşayan bir canlı olduğunu… Belki havada uçuyordu? O kocaman ağzından da kesin alevler saçıyordur. Hayatını derin sularda geçiren bu dünyanın en büyük hayvanlarını bugün bile tam anladığımız söylenemez. Eskiden yaşayan insanlar bırakın anlamayı bu hayvanların varlığından bile habersizdiler. Onların kalıntılarıyla karşılaşınca bilinmeyeni anlamlandırma tutkusuyla hiç görmedikleri bu yaratıkları hayal güçlerinde biraz daha süslemiş olabilirler. Bu da bizi ejderhaların beşinci kaynağına götürüyor.

İnsan beyni. Antropolog David Jones “An Instinct for Dragons – Ejderhalar için bir İçgüdü” adlı kitabında konuyu insan beynine bağlıyor. O beynin içindeki en derin korkularımıza. Nelerden korkarız? Şu anda bu videoyu izleyen 100 kişiden 39’unun korktuğu bir hayvan var. Yılan. Yapılan araştırmalarda yılanların çok az olduğu bölgelerde bile; oralarda yaşayan ve henüz dünyayı tam olarak tanıyamamış çocuklarda bile yılan korkusu olduğu bulunmuş. Ejderhalara baktığımızda, ister doğulu, ister batılı, ister kanatlı, ister kanatsız olsun hepsinin de ortak özelliği yılan gibi uzun bir vücuda sahip olmaları. Ve masallardaki bu ejderhalar nerelerde yaşar? Karanlık mağaralarda, derin çukurlarda, vahşi dağlarda, ormanın derinliklerinde. Genel olarak yılanların yaşadığı her yerde. Antropolog David Jones insanların tarih boyunca 3 avcıdan çok korktuğunu söylüyor. Ağaçlarda buluşan üç yırtıcı: Yılanlar, leoparlar ve kartallar. “İnsanların ortak korkusu olan bu üç hayvan, efsanelerde birleşerek tek bir yaratığa dönüşür” diyor: Ejderhaya. 

Yılan gibi olan bir ejderha, leopar gibi pençeleriyle, Çin mitolojisinde kanatsız olsa da uçabilir. Sümerlerin Ishtar kapısındaki şu figüre dikkatlice bakın şimdi. Arka bacakları bir kartalın, ön bacakları da bir leoparın pençelerinden oluşmuş pullu bir yılan. Zaten ejderha kelimesinin Yunanca karşılığı olan dragon sözcüğü başlangıçta her türlü büyük yılan olarak kullanılırmış. 

Gelelim bizdeki ejderhalara. Türk mitolojisinde de dev bir sürüngen vardır. Kanatlı dev gibi bir yılan. Yeraltındaki bir mağarada yaşar ve orada bulunan hazineyi korur. Adı da “Evreğen”dir. Evreğen. Kulağa evren gibi geliyor değil mi? Etimolojik olarak zaten aynı anlama geliyor.  Türk mitolojisinde dünyanın bir ejderha tarafından döndürüldüğü yani “evrildiği” düşünülürdü. Bu ejderhaya da “eviren” denirdi. Daha sonra “i” harfi düşmüş ve sözcük “evren” halini almıştır. 

Yani evren (kainat) aslında bir ejderhadır. Tıpkı bir ejderha gibi evren de büyük ve insanüstüdür. İnsan aklıyla onun bütün niteliklerini anlayabilmek mümkün değildir. 

Videonun başında tüm kültürlerde ortak olan bir motif olduğunu söylemiştim ejderhaların. Masallardaki pek çok şey unutulsa da onların unutulmadığını tam aksine bilgisayar oyunlarıyla, filmlerle, fantezi edebiyatıyla gelişmeye devam ettiğini belirtmiştim. Demek ki aklımızdan bir türlü çıkmayan bu yaratıklar tıpkı kainat gibi evriliyor, büyüyüp genişliyor. 

“Nereden çıktı bu ejderhalar?” için 11 yanıt

Ejderhalar videonuz da ki oyun tanıtımının amacını anlayamadım. Insanlari gencleri oyuna mi ozendiriyorsunuz? Bagimlilik yapan bu oyunların faydası nedir sizce? Sponsorluk için olabilir ama buna gerek kalmadan da siz paranızı kazanıyorsunuzdur bence. Hiç oyun alışkanlığı olmayan gençlerin insanların aklına bunu getirip reklamını yapmanızı size yakıştıramadım.

Bu yorumu görünce bunu yazmadan geçemedim. Özcan’ı 2 yıldan uzun süredir takip ediyorum, Cambly dışında yaptığı 2. reklamdır bu. Ki reklamlarını alakasız biçimde değil konuyla alakalı olarak paylaşıyor demişsiniz ki “Insanlari gencleri oyuna mi ozendiriyorsunuz?… Hiç oyun alışkanlığı olmayan gençlerin insanların aklına bunu getirip reklamını yapmanızı size yakıştıramadım.” Oyun oynamak suçmuş gibi söylemişsiniz. İnsanların da eğlenmeye hakkı var, Hayat saf bilgiden ibaret değil.

Sevgili Barış Özcan. Gerçekten videonuzu çok beğendim ve etkilendim. Ben 16 yaşında bir lise öğrencisiyim. Mitolojiye gerçekten ilgim var ve bu konuda ünlü yazarların kitaplarını okumuşluğum da var. Sizin videonuzdaki kitap çok ilgimi çekti. Satın almak istiyorum ama Türkçesi çıkmadı. Bir yerde satılmıyor. Benim için dili hiç önemli değil. İngilizceye hakimim ama İngilizce satan bir sitede bulamadım. Yabancı ülkelerin sitelerinden de sipariş edemem. Rica etsem nereden temin edebilirim? Eğer yardımcı olursanız minnet duyarım. Gerçekten çok hoşuma gitti kitap. Dili İngilizce bir şekilde alırsam daha hoş olur. Bana bu e-posta hesabından ulaşabilirsiniz. Sevgilerle Zehra Köse.

Ben de senin gibi lise öğrencisiyim ve videoda kitabı biraz gördükten sonra benim de ilgimi çekti, fiyatını merak ettim. İntrenete direk Dragonology diye aratırsan karşına çıkıyor kitap. Yabancı bir sitede satışı var Türkiye gönderimi de var. Hatta Monsterology gini farklı versiyonları da var.

Barış bey
yılan korkusunun yılan görmemiş insanlarda bile bu kadar çok görülmesi bana çok ilginç gelmişti. Daha sonra tıp fakültesinde okurken öğrendiğim bir hastalık ise bu konuyu benim için daha da ilgi çekici hale getirdi. Kluver bucy sendromu…
Bu sendromda olan bir sürü bulgunun yanında bence çok ilginç olarak yılan kırkusu ortadan kalkıyor. Araştırmanızı şiddetlr tavsiye ederim

Barış abi yarın Türkiye saati ile saat 7de tesla yeni pick-up ın tanıtıcak canlı yayın yaparmısın

sevgili barış ozcan ben de mitolojiye çok ilgi sduyan bir öğrenciyi ve bu kitabı gerçektende merak ediyorm kitap hakında nerden temin edebilirim yada siz nerden temin ettinizi paylaşırsanız çok sevinirim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir