Kategoriler
Bilim Felsefe

Zaman bir yanılgıdan mı ibaret?

Zaman… Asla durduramadığımız, harcadığımızda geri gelmeyen tek şey. Ömrümüz… Dünya’nın en zengin insanı da olsanız, Forbes’a dünyanın en güçlü insanı diye kapak da olsanız, gücünüzün onu değiştirmeye yetmeyeceği tek şey. 

Onu tanımlamakta bile güçlük çekiyoruz. Filozoflardan yazarlara, bilim insanlarından sanatçılara, hepimizin zaman için bir açıklaması var. Fakat ne olduğu konusunda ortak bir fikrimiz yok. Hepimiz yaşıyoruz, tecrübe ediyoruz, ama anlamını kavrayamıyoruz. Ne garip, öyle değil mi? DEVAMI ▷

Kategoriler
Bilim Felsefe

Bilmek… Ne işimize yarayacak?

Pi sayısı ne işimize yarayacak?

Sahi ne işimize yarayacak bu Pi sayısı? Ya da bu tuhaf trigonometri formülleri? Ya da ne bileyim adını sanını belki de bir daha duymayacağımız garip teoremler? Mr. Finch birazdan ne işe yaradığını göstererek, ucu açık bir çek uzatacak. Fakat ben size bu açık çekle neler yapılabileceğine dair birkaç şey göstermek istiyorum.

1857 yılında Altın Gemisi olarak da bilinen SS Central America, içerisindeki yüzlerce yolcusu ve mürettabatıyla kayıplara karıştı. Kasırga sonrası batan bu geminin nerede olduğunu bulmak için büyük bir arayışa girildi. Çünkü gemi şu anki değeriyle 750 milyon dolarlık altın taşıyordu. Fakat geminin enkazı asla bulunamadı. DEVAMI ▷

Kategoriler
Felsefe Motivasyon

Kobe Bryant’ın Mamba Mantalitesi

Bu gördüğünüz yılan bir kara mamba! Son derece saldırgan ve zehirli bir yılan türü. Quentin Tarantino’nun “Kill Bill” filmindeki bu sahneyi izlerken ünlü basketçi Kobe Bryant birdenbire ayağa sıçramış. Hayır, korkudan değil. O yılanda kendini gördüğünden…

Erişkin kara mambaların ortalama boyu 2,5 metre civarındadır. Dünyadaki en uzun ikinci zehirli yılandır. Kara mambalar isimlerini zeytin yeşiline çalan vücut renklerinden değil, ağızlarının içindeki siyah renkten alırlar. Kara mambanın karada yaşayan en hızlı yılanlardan biri olduğu bilinmektedir. İddialara göre saatte 20 km. civarı bir hıza ulaşabilir. DEVAMI ▷

Kategoriler
Çevre Felsefe

Permakültür Cenneti

(Jenga parçalarıyla ev yaparken) Şunu şuradan alıp, buraya koyarsam daha iyi olacak. Bu benim için küçük, ama yaptığım bu ev için büyük bir adım! 

(Bir Jenga parçasının üstünde yazılı) Küçük eylemler, büyük sonuçlar yaratır.

(Bir yandan Jenga parçalarını yerleştirirken) Bir gün Mars’ta bir evim olursa duvarına bu sözü çerçeveletip asacağım. Ama tabi önce orada bize solunacak bir atmosfer lazım. Lazerlerle Mars’ın yüzeyini ısıtarak atmosfer için gereken gazları açığa çıkarabiliriz. Ama ya bir Güneş fırtınası gelip de çarparsa, tüm emeklerimiz boşa çıkar, o güneş rüzgarı atmosferi silip süpürür. E gezegenin manyetik alanı da yok ki korusun. En iyisi bir de Lagrange noktasına devasa bir manyetik alan üreteci yapıp koymak sanırım. Böylece atmosferi de korumuş oluruz. Fakat hala yeterince azotumuz yok. Hah! Satürn’ün uydusu Titan’da bolca olacaktı, oradan da Mars’a azotu fırlattık mı… DEVAMI ▷

Kategoriler
Felsefe Kitap

Pinokyo’nun karanlık yüzü

Pinokyo deyince aklınıza ne geliyor? Tahta bir kukla? Uzun bir burun? Canlanma isteği? Benim aklıma şu şarkı geliyor…

Bu konuyu bugün gündeme getirme sebebim aynı hikayenin defalarca anlatılmış olmasına rağmen değiştirile değiştirile anlatılmaya devam edilmesi. Bugüne kadar 60’a yakın Pinokyo filmi çekilmiş olması yetmiyormuş gibi sadece 2022’de 3 yeni film daha gösterime girdi: Biri stop-motion animasyon, öteki 3D animasyon ve diğeri de bunlara ek olarak kanlı canlı oyuncularla çekilmiş bir versiyon. Geppetto’yu Tom Hanks’in oynadığı bu sonuncusunun yönetmeni de Robert Zemeckis gibi zamanında Forrest Gump, Geleceğe Dönüş serisi gibi filmleri çekmiş bir yönetmen olunca ister istemez en iyisi budur herhalde diye düşünüyordum. Ama çok fena yanıldım. (Ah Zemeckis, seni Contact filmiyle hatırlamak istiyorum, sen bu hallere düşecek adam mıydın…) Hiç boşuna vakit kaybetmeyin, çünkü bu üç Pinokyo versiyonu içinde en iyisi Guillermo del Toro’nun “Pinokyo”su… En iyisi ve aynı zamanda en karanlık olanı… DEVAMI ▷

Kategoriler
Felsefe Sinema Teknoloji

Geçmişten geleceğe bilinç transferi – The Peripheral

Matrix. Siberuzay. Siberpunk.

Bilimkurgu yoluyla felsefe yapmak deyince akla ilk gelen isimlerden biridir: William Gibson. Çünkü az önce saydığım kelimeleri ilk kez o kullanmıştır yazdığı romanlarda. BladeRunner gibi Matrix gibi bilimkurgu filmlerinin yolunu açmıştır bir anlamda.

İşte 2014’te yazdığı son roman serisinden ilki “The Peripheral” da belli ki yeni bir dalgayı tetikledi. Çünkü bundan aynı isimle uyarlanan oldukça başarılı bir bilimkurgu dizisi başladı.  DEVAMI ▷