Daha iyi görmek için… Çizin!

Müzelere, sergilere gitmeyi sever misiniz? Peki ya resim yapmayı, çizmeyi? Çoğunluğun pek de sevmediği şeylerden bahsediyorum değil mi? Görmeyi öğrenmek, daha iyi görebilmek için size bir teklifim var. Sanat eserlerine bakıp, onları çizmeye başlayalım!

Geçen aylarda kısa bir tatil için Antalya’ya gitmiştim. Tatil anlayışımı daha önce anlatmıştım. Antalya’ya gidince de deniz, kum, güneş üçlüsü dışında yapılabilecek pek çok şey bulabiliyor insan. Bunlardan bir tanesi de Antalya Müzesi. Daha önce de ziyaret ettiğim bir müzeydi ama bu kez bizim ufaklığı da götürmek istedim. Anadolu toprakları üzerinde kurulmuş medeniyetlerden arta kalan pek çok eserle dolu, özellikle de heykellerle.

Müzeyi gezerken bir şey dikkatimi çekti. Bazı turistler hemen her heykelin fotoğrafını çekiyordu. Birini çektikten hemen sonra diğerine geçip onu da çekiyor. Hatta bir ara acaba müzenin kataloğunu hazırlayan bir ekip mi acaba bunlar diye şüphelendim. Öyle değilmiş, bunlar “profesyonel turist.” Gittikleri yerleri kendi gözleri ile görmek, duyularıyla hissedip deneyimlemek yerine, ellerindeki, ceplerindeki camların arkasından izliyorlar. DEVAMI ▷

Kasım’da roman yazmak başkadır

Arkadaşlar, 1 Kasım’dan itibaren roman yazmaya başlıyoruz. Hepimiz! Çünkü dünyanın bizim yazacağımız romanlara ihtiyacı var…

Kasım. Ulusal roman yazma ayı. Orijinal adıyla National Novel Writing Month. Kısaca: NaNoWriMo.

Böyle bir etkinlik var. Tıpkı spor müsabakaları gibi her yıl tekrarlanıyor. 1999’dan beri her yıl Kasım ayında binlerce roman yazılıyor. Maraton koşmak gibi. Bacaklarınızla değil aklınızla, hayal gücünüzle koşuyorsunuz.

Adında “Ulusal” geçiyor ama çok kısa bir sürede “Uluslararası” bir kimliğe kavuşmuş. Antarktika dahil tüm kıtalardan ve neredeyse dünyadaki tüm ülkelerden katılım var. Ekim 2015 tarihi itibariyle NaNoWriMo.org web sitesine Türkiye’den kayıtlı 970 üye var. Çok az 🙁 2014’de tüm dünyadan 81 bini öğrenci olmak üzere toplam 325 bin kişi bu aktiviteye katılmış. Tabi katılan herkes roman yazamıyor ya da yazmaya başlasa da bitiremiyor. Ama bitirenlerden bazıları romanlarını çoktan bastırıp yayınlatmış bile. DEVAMI ▷

Dünyanın en ünlü tablosu

Dünyanın en ünlü tablosu: Mona Lisa. Yaklaşık 500 yaşında. Pek çok yönden gizemini koruyor. Benim için en gizemli tarafıysa ona bakınca ne gördüğümüz…

Mona Lisa. Kim bu kadın? Neden gülümsüyor? Bu gülümseme neden bu kadar etkili? Soruların sayısını rahatlıkla arttırabilir hatta spekülasyonlar yapıp, komplo teorileri bile üretebiliriz. Ama bunlara hiç gerek yok. Benim asıl merak ettiğim neden her yıl 6 milyon insan bu tabloyu görmeye gidiyor? Bir tasarım nasıl olur da bu kadar çok gözü kendi üstünde toplar ve beğeni uyandırır. Hem de 500 yıl boyunca…

mona-lisa

Bunun için önce kadim tasarımlara bakmak lazım. Mesela 5000 yıldır insanların gözünü alan piramitlere. Bir piramide baktığımızda üçgen şeklinde yüzeyler görürüz. Görsel sanatlarda üçgen formu bir kompozisyonda bize dengelilik, durağanlık, dinginlik gibi hisler verir. Baktığımızda bizde güven duygusu uyandırır. Sanırım tabloyu yapan Leonardo Da Vinci’nin de aradığı duygular bunlardı. Resmine çok sağlam bir geometrik temel attı ve bunun için dünyanın en sağlam yapılarından, piramitlerden ilham aldı. Mona Lisa’nın elleri bu piramidin tabanında. Yukarıya doğru uzanan çizgiler ister istemez bakışlarımızı onun yüzüne yönlendiriyor. Yüzündeki gizemli gülümsemeye… Yoksa mutluluğun resmi böyle bir şey mi? Ona bakınca bunu mu görmeliyiz? DEVAMI ▷