Kategoriler
Bilim Sanat

Sesin Rengi Var mı? Sinestezi ve Yaratıcılık

Size iki şekil göstereceğim. Biri yuvarlak, kavisli, yumuşak hatlara sahip. Diğeri sivri, köşeli, neredeyse kırık cam parçası gibi. Ve şimdi de size iki isim vereceğim: Bouba ve Kiki. Hangisi hangisi?

Cevabını düşün.

Eğer yuvarlak olana Bouba, sivri olana da Kiki dediyseniz, tebrikler, dünyadaki insanların yüzde doksan beşiyle aynı cevabı verdiniz demektir. Ama asıl ilginç olan bu değil. İlginç olan şu: bu iki kelime tamamen uydurma. Hiçbir dilde bir anlamı yok. Yuvarlak şeklin “Bouba” olması için hiçbir mantıksal neden yok. Ama beynin bunu anında, düşünmeden, neredeyse refleks gibi yaptı. DEVAMI ▷

Kategoriler
Bilim Eğitim

Z Kuşağı Aptallaşıyor mu? Tersine Flynn Etkisi

“Neslimizin yüzleşmesi gereken acı bir gerçek şu: Çocuklarımız, bizim onların yaşındayken olduğumuzdan daha az bilişsel kapasiteye sahip.”

Bu sözleri söyleyen kişi bir YouTube yorumcusu değil. Dr. Jared Cooney Horvath. Eski bir öğretmen, şimdilerde insan öğrenmesi üzerine çalışan bir bilişsel sinirbilimci. Ocak 2026’da Amerikan Senatosu’nun Ticaret, Bilim ve Teknoloji Komitesi’nin önüne oturdu ve seksen ülkeden derlenen verilerle şunu söyledi: DEVAMI ▷

Kategoriler
Bilim

200 Yıl Yaşamanın Bedeli

İki yüz on dokuz yıl.

Dile kolay. Bir imparatorluğun yükselişine, zirveye çıkışına ve çöküşüne tanıklık edecek kadar uzun bir süre. İnsan ömrünün ortalama üç katı.

Fallout dizisinde Cooper Howard’ı, nam-ı diğer “The Ghoul”u izlerken aklıma takılan ilk şey, o korkutucu yüzü ya da silah kullanma becerisi değildi. Aklıma takılan şey “Zaman”dı.

Biz insanlar, tarih boyunca hep aynı şeyi aradık. Gılgamış Destanı’ndan simyacılara, günümüzün Silikon Vadisi milyarderlerine kadar herkesin peşinde olduğu o kutsal kase: Ölümsüzlük. DEVAMI ▷

Kategoriler
Bilim Uzay

NASA nihayet son noktayı koydu! 3I/ATLAS’ın en yeni görüntüleri

Hatırlarsanız, geçtiğimiz aylarda Güneş Sistemimize giren gizemli bir misafirden bahsetmiştik. 3I/Atlas’tan. Kendisi Güneş Sisteminin dışındaki boşluktan, çok uzaklardan  çıkıp gelen, Oumuamua ve Borisov’dan sonra keşfedilen üçüncü yıldızlararası ziyaretçimiz. O videoyu bitirirken ‘Henüz çok az şey biliyoruz, asıl veriler yakında gelecek’ demiştim. İşte o gün geldi. NASA, geçtiğimiz Çarşamba günü kameraların karşısına geçti ve aylardır beklenen o kritik basın toplantısını nihayet yaptı. Bilim dünyasının gözü kulağı bu açıklamadaydı çünkü ellerinde James Webb’den, Hubble’dan ve hatta Mars yörüngesindeki araçlardan gelen taptaze veriler ve en son çekilen fotoğraflar vardı. Peki, ne buldular? Bu cisim gerçekten sadece sıradan bir kaya parçası mı, yoksa bize evrenin başka bir köşesinden haberler getiren, Güneş’ten bile yaşlı bir zaman kapsülü mü? Bazıları bunun bir uzay gemisi olabileceğini hala iddia etmeye devam ederken toplantıda verilen cevaplar, üzerinde konuşmaya değer. Ama çekilen son fotoğraflarda şöyle bir şey görmeyi beklemeyin. İyi de neden beklemeyelim? Adamların elindeki son teknoloji kameralar varken bulanık beyaz noktalar görmekten bıkmadık mı? Şimdi gelin, önce sakin olalım, kendimize bir kahve yapalım, çekirdeklerden birini ayıralım, lazım olacak ve NASA’nın açıkladığı o raporun satır aralarına, paylaştığı ilk görüntülere birlikte yakından bir bakalım. DEVAMI ▷

Kategoriler
Bilim Uzay

3I/ATLAS Uzaylı Teknolojisi mi?

“Uzaydaki daha yüksek bir zekâdan
ne olmayı hedefleyebileceğimizi öğrenmeye çalışıyorum.”

Temmuz 2025’in ilk günü, Şili’nin Rio Hurtado vadisinde bir teleskop rutin gece taramasını yaparken garip bir şey fark etti. Gökyüzünde hızla hareket eden bir nokta vardı. Rotasına ve hızına bakarak hemen bazı hesaplamalar yaptılar. Ve çok sıradışı bir şey buldular: bu nesne Güneş sistemimize ait değildi. Başka bir yıldız sisteminden geliyordu ve şu anda tam da bizim yakınlarımızdan geçiyor. Mars’la Dünya yörüngelerinin  arasından, 270 milyon km kadar uzağımızdan. 30 Ekim’de de Güneş’e en yakın noktaya ulaşacak ama o kadar hızlı gidiyor ki Güneş’in bile çekim etkisinden kurtulup yoluna devam edecek, diye umuyoruz.  DEVAMI ▷

Kategoriler
Bilim

Kuantum Tünelleme

Bugün size tam yüz yıl önce başlayan çok ilginç bir olayın en son bu hafta Nobel ödülüne nasıl dönüştüğünü anlatacağım. 7 Ekim 2025’te Stokholm’de bu yılın Fizik Nobel Ödülünün, üç bilim insanına, John Clarke, Michel Devoret ve John Martinis’e verildiği açıklandı. 1.2 milyon dolar tutarındaki ödülü aralarında paylaşacaklar. 

Peki neden bilim dünyasının bu en prestijli ödüllerinden birini almaya hak kazandılar? Çünkü bu üçlü 1980’lerin ortasında o zamanlar için imkânsız görünen bir şeyi başardı. Hani “Kuantum” deyince aklımıza gelen o tuhaf, o “sadece atom ölçeğinde geçerli” denen ilginç özellikler var ya, hani sezgilerimize aykırı filan diyoruz ama yine de oluyor. İşte kuantum dünyasının o ilginç özelliklerini elimizde tutabileceğimiz kadar büyük bir sistemde gösterdiler. Süperiletken bir elektrik devresinde, milyarlarca elektron sanki tek bir parçaymış gibi davrandı ve kuantum tünellemesi yaptı. Bu kuantum tünellemesi denen şey acaip ilginç bir konu ve ona geleceğiz az sonra. Şimdilik duvara çarpan bir topun, duvarda hiçbir delik açmadan öbür tarafında belirdiğini hayal etmekle yetinin. Dedim ya sezgilerimize aykırı diye.  DEVAMI ▷