Kategoriler
Eğitim

VAZGEÇTİM! – Yaz Okulu 3

Motivasyon konuşmalarında sık sık duyduğumuz bir cümle vardır: Asla pes etme, sakın vazgeçme! Doğru. Bir hedefe ulaşmaya çalışırken daha ilk engelde vazgeçmemek gerekir. Fakat öğrenmek tek başına bir hedef değildir. Öğrenmek istediğimiz şeydir hedef. Dolayısıyla öğrenmek istediğimiz şey her zaman öğrenmemiz gereken şey olmayabilir. Bu durumda vazgeçmeyi bilmek gerekir. Daha iyi öğrenebilmek için bazı durumlarda vazgeçebilmelisiniz. Kitap okumaktan bile!

Spor salonlarının çoğu üyeliklerini yıllık olarak satmaya çalışır. Neden biliyor musunuz? Üye olanların çoğu büyük bir hevesle spor yapmaya başlar, ilk haftalar düzenli olarak giderler ama bir kaç ay içerisinde performansları düşer. Gitmemek için kendilerine bahaneler bulurlar. Ve en sonunda gitmekten vazgeçerler.

Kitap alanların %90’ı kitabın sadece ilk bölümünü bitirir. Sonra okumaktan vazgeçer. Burada problem o kitabı okumaktan ya da o spor salonuna gitmekten vazgeçmek değil aslında. Genel olarak kitap okumaktan ya da spor yapmaktan vazgeçmek. Bir kitabı sonuna kadar okuyamadığı için ya da parasını bile verdiği halde spor salonuna gitmediği için pes etmemeli bir insan. Doğru kitabı ya da spor için doğru yöntemi bulamamış olabilirsiniz. Bu durumda vazgeçmek bir yenilgi değil tam aksine doğru verilmiş bir karardır. Doğru bir stratejidir.

Neden doğrudur biliyor musunuz? O kitabı okumak ya da spor yapmak için para, zaman ve enerji harcıyorsunuz. Bunlar sizin sınırlı kaynaklarınız. Bunları harcayacağınız yerleri çok iyi seçmelisiniz.

Şimdi doğada bir yolculuk yaptığımızı düşünelim. Amacımız bir zirveye tırmanmak olsun. Büyük bir motivasyonla yola çıkıyoruz. Önümüzdeki yol yavaş yavaş yükseliyor. Zorluklar başlıyor. Pek çok insan bu ilk zorlukları göğüsleyerek tırmanmaya devam eder. Sonuçta etraftaki her şey onlar için yenidir. İlişkilerdeki cicim ayları gibi. O yüzden yola devam eder. Tırmandıkça yani sonuç aldıkça motivasyonu da artar. Zirveye yani sonuca çok yaklaştığını zanneder. Sonra ne olur biliyor musunuz? Sıkılmaya başlar. Etraf artık yeni değildir onun için. Yine orman, yine ağaç, yine börtü böcek. Aslında tırmanmakta olduğu tepenin de daha yolun çok başında olduğunu fark eder. Tepe alçalmaya başlamıştır artık. Her ne kadar yürümeye, okumaya, öğrenmeye devam etse de zirveye ulaşamadığını, bir türlü sonuç alamadığını düşünür. Hatta ondan uzaklaştığını… Tepe alçalıyor ya… İşte öyle bir noktaya gelir ki “ne yapsam olmayacak, ben bu işi başaramayacağım” hissine kapılır. İşte insanların pek çoğu o noktada bırakın zirveye tırmanmayı, yolculuktan büsbütün vazgeçer. O ilk tepenin arkasındaki kopuş noktası çok kritik bir noktadır. Belki de buna kırılma noktası demeliyiz. Öğrenmeyi öğrenmek istiyorsak yolumuzda böyle bir nokta olacağını da bilmemiz gerekiyor. O noktada vazgeçmeyip ısrarla yolculuğuna devam edenler, bir sonraki tırmanışta gerçekten zirveye ulaşırlar.

Peki neyden ve ne zaman vazgeçeceğimize nasıl karar verebiliriz? Bu sorunun ayrıntılı cevabını bu bölümün ilk yardımcı kaynağında bulabilirsiniz. Dip kitabında Seth Godin tam olarak bu konuları anlatıyor. O kopuş noktasına dip noktası adını veriyor. Size hem vazgeçmemeyi ve hem de gerektiğinde stratejik olarak vazgeçmeyi öğretiyor. Geçen yıl bu kitabın yazarı Seth Godin’le bir röportaj da yapmıştım. Dileyenler o röportajı da izleyebilirler.

Öğrenmeyi öğrenirken farkında olmamız gereken bir nokta daha var. O da “Pareto Prensibi.” 80’e 20 kuralı olarak da bilinir bu prensip. Hayatın hemen her yerinde görebilirsiniz bunu. Açan çiçeklerin %80’i, ekilen tohumların %20’sinden çıkar. Sebepler ve sonuçlar arasındaki sihirli bir oran gibidir bu. İşte bu oranı öğrenirken de kullanabiliriz.

Nasıl mı? Diyelim ki bir konuyu öğrenebilmek için o konuyla ilgili 1 tane kitabı bir günde okumamız gerekiyor. Ama piyasada yazılmış 5 kitap var. Pareto prensibini öğrenme sürecine uygularsak şöyle bir sonuç çıkar: öğrendiklerimizin %80’i okuduklarımızın %20’sinden gelecek. Yani konuyla ilgili yazılmış 5 kitabı da okusak aslında bunların sadece 1 tanesi bize konunun %80’ini anlamamıza yetecek. Mesele onun hangi kitap olduğunu bulmak. Çünkü okumak için gereken kaynağımız yani süremiz kısıtlı. Sadece 1 günümüz var. İşte bu prensibin farkında olursak şöyle bir strateji geliştirebiliriz. 5 kitaba da hızlıca göz gezdirip hangisine vakit yatırımı yapacağımıza karar verdikten sonra 1 tanesine kalan tüm vaktimizi harcayabiliriz. Hatta gerekirse 5 kitabı birer kez okumak yerine 1 kitabı 2-3 kez okuyabiliriz.

Şimdi başta öğrendiğimizle bunu birleştirelim. Elimizdeki 5 kitaptan 4’ünden vazgeçmesini bilmemiz gerekiyor. Eğer bunu bilmezsek doğru ve verimli olan o 1 kitabı da bulamayız. Onu bulamazsak öğrenmemiz gerekenlerin %80’ini öğrenemeyiz. Her bir kitapta kısa yolculuklar yapıp o ilk tepeyi yani ilk bölümü bitirdikten sonra dip noktasına gelmeliyiz. O noktada bunun bizim için bir çıkmaz sokak mı yoksa bizi zirveye ulaştıracak doğru kitap mı olduğuna karar vermeli ve gerekirse stratejik olarak o kitabı bir kenara bırakmalıyız. Böylece enerjimizi koruyarak diğer kitap yolculuklarını başlatmalı ve nihayet doğru kitabı bulduğumuzu hissettiğimizde sahip olduğumuz tüm enerjiyle dip noktasını da geçip son zirveye tırmanmalıyız.

80’e 20 kuralını burada hızlıca aktardım. Ancak yine bir yardımcı kaynak olarak bu konuyla ilgili geçmişte hazırladığım bir videoyu izlemenizi tavsiye ederim.

Hayattaki her şey herkesin elinde eşit olarak yok. İlginçtir dünyadaki maddi zenginliğin %80’i de insanların %20’sinin elinde bulunuyor. Nakit böyle dağılmış olabilir ama vakit herkes için eşit. Bir günde 24 saat ya da 1440 dakika var. Bu 1440’ın her birinde bir şeyler öğrenebilmek mümkün değil. Öğrenmeyi öğrenebilmek için bazı şeylerden vazgeçmemiz ve enerjimizi hayatımızın %80’ini etkileyecek olan o 288 dakikaya odaklamamız gerekiyor.

“VAZGEÇTİM! – Yaz Okulu 3” için 6 yanıt

Türkiye’de Uzay Ajansı Açılsın Kampanyamıza Desteklerinizi Bekliyoruz Barış Bey

Merhabalar.

Siz bir bilim kanalısınız. Uzayla alakalı birçok içeriğiniz var. Sizin yardımınızın dokunacağı düşüncesiyle sizden, başlatmış olduğumuz kampanya için yardım istiyoruz. Change.org aracılığıla “Türkiye’de Uzay Ajansı Açılsın” kampanyası başlattık. Sizden istediğimiz tek şey ise bu kampanyaya destek vermek için herhangi bir sosyal medya hesabınızdan duyurmanız. YouTube’dan duyurursanız çok mutlu oluruz. Eğer olmazsa Facebook veya Twitter’dan da destek verebilirsiniz. Kampanyamıza buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Saygılarımla… Berkay Dursun

Barış abi çalışmalarını çok yararlı buluyorum ve bu serinin devamını dört gözle bekliyorum

Barış ağabey yaz okulunu serisini çok faydalı buluyorum. Seri devam edebilse çok güzel olur. Bir çok konuda bize bilgi sağlıyor. Özellikle de doğru ders çalışma tekniklerini öğreniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.