Kategoriler
Çevre Genel

80 Günde Yarı Devr-i Alem Yapacağız! Üstelik sadece elektrikli bir araçla

Hayatımın en uzun yol macerasına çıkıyorum. Bu “roadtrip” 80 gün sürecek. 20.000 km’den fazla yol kat edeceğim. Yani dünyanın ekvatoral çevresinin yarısından daha uzun bir mesafeyi yollarda geçireceğim. 

Ha bir de… Tüm bunları elektrikli bir araçla yapacağım!

Şimdi. Bu yolculuğu nasıl planladığımdan başlayarak tüm ayrıntıları sizlerle de paylaşacağım. Geçmişte yaptığım vlog videolarını beğenenler çok beğendiğini ve devamının gelmesini istediklerini söylemişlerdi. Onlar da gelecek. Yalnız şöyle bir durum var. YouTube’un algoritması vlog tarzı videoları pek beğenmiyor galiba. Yayına verdiğimde sizlerin önüne getirmiyor. Eğer bu geziyi gerçekten benimle birlikte takip etmek isterseniz abone olmak, hatırlatıcıları açmak, beğenmek ve paylaşmak gibi algoritmayı besleyen şeyleri yaparsanız daha iyi olur. Abone olmayı hatırlatmak pek benim tarzım değil ama bazen abone olduğunuzu zannediyorsunuz ama aslında olmadığınızı fark ediyorsunuz. O yüzden tam şu anda videoyu durdurup, bu kontrolü yapıp, hatırlatıcıları da aktif hale getirirseniz maceraları çok daha yakından takip edebilirsiniz. 

Yolculuk planım şöyle: plansızlık 🙂 

Bu tür yolculukları karadan yaptığım için çok ayrıntılı biçimde inceden inceye netleştirmekten pek hoşlanmıyorum. Önce kafamda genel olarak bir tema ve sonra da ona uygun bir rota belirliyorum. Yola çıktıktan sonra o anki duygu durumu ve moduma göre gerekirse değişiklikler yapıyorum. Yeni duraklar ekliyorum. Benzer aktiviteleri listeden çıkartıyorum. Biraz da yoldaki maceralara kendimi bırakmak istiyorum.

Bu yolculuktaki belirlediğim tema: “cross country” olacak. Yaşadığım ülkenin bir ucundan diğerine gitmeyi ifade eden genel bir kavram bu. Önce ülkenin Doğu yakasında Atlantik Okyanusu kıyısında yaşadığım bölgeden Pasifik Okyanusu’na ilerleyeceğim. Zaten I-20 adlı bu yol 5415 km ile dünyanın en uzun yollarından biri. ABD’nin de en uzun yolu. Tabi amaç bir otoyolda seyahat etmek olmadığı için sık sık yol dışına da çıkacağım. 

Örneğin ilk önemli durağım Chicago olacak. Rüzgarlı şehir diye de bilinir. Kent tasarımı açısından çok ilginç örnekler içeriyor. Fakat ben sadece bir turist gibi gezmek istemiyorum. Pek bilinmeyen yerleri de görmeyi tercih ediyorum. Böyle yerleri keşfetmek için de birkaç kaynak kullanıyorum. Bunlardan biri Atlas Obscura. Dünyanın gizli güzellikleri için kaşiflerin rehberi. Sadece düğmeler için yapılmış bir müzeden söz ediyor. Başka bir kaynaktan şöyle bir yer keşfettim. Occult kitap satıcısı; yani gizemli, ezoterik, az bilinen, az bulunan türde eserlerin bulunduğu bir kitapçıymış.  Fırsatım olursa bu tür yerleri ziyaret etmek istiyorum.

Bu kent gezisinin ardından biraz daha kuzeye yönelip doğal güzellikleri keşfetmeyi planlıyorum. Mağaralar, şelaleler ve tabiki milli parklar. ABD’de 63 tane özel korumalı milli park var. Bunların toplam yüzölçümü Almanya’dan büyük. 63 tanesinden 15-20 tanesini görmeyi düşünüyorum. Badlands, Yellowstone, Glacier, Redwood, Grand Canyon ve tabiki Yosemite. Neden tabiki Yosemite, çünkü içinde El Capitan var. Daha önce bu zirveye tırmanmakla ilgili başlıbaşına bir video hazırlamıştım.Şimdi orayı tekrar görmek ve sizlere kendi çektiğim görüntülerle paylaşmak için sabırsızlanıyorum. Bu parkların içindeki doğal güzellikler çok sıkı korunuyor.  Örneğin Redwood ormanlarında bir yerde dünyanın en yüksek ağacı var. Ama ziyaretçi akını olmasın ve ağaçlar zarar görmesin diye tam koordinatlarını söylemiyorlar. 

Parklar dışında benim çok uzun süredir gitmeyi istediğim bazı doğal güzellikler de var. Bir tanesi “Devil’s Tower” yani “Şeytan Kulesi.” Spielberg’ün “Üçüncü Türden Yakınlaşmalar” filminde çok önemli bir rol oynuyordu. Uzaylılarla bu ilginç yapının arasında bir ilişki kuruluyordu. Oraya mutlaka uğramak istiyorum. Belki oradan canlı yayın bile yapabilirim. Bilmeyenler için yaklaşık 1 yıldır Dlive.tv/barisozcan adresinden her Perşembe canlı yayınlarla film analizleri yapıyorum. Eğer internet durumu elverişli olursa “Devil’s Tower” civarında yine böyle bir canlı yayın yapabilirim. 

Evet bir yandan gezerken bir yandan çalışmaya devam edeceğim. Superpeer’da verdiğim online eğitimlerin ilk sezonunu tamamladım. Kaçıranlar 50 saatlik bu görüntülü ve sesli hikaye anlatıcılığı eğitimine artık canlı olarak değil de on demand olarak erişebilir. Onun dışında yolculuk sırasında da çalışmaya devam edeceğim. 80 gün ara vermek için çok uzun bir süre. Yolda bol bol çekimler yapacağım. Son zamanlarda biraz uzak kaldığım Instagram’dan da yine bol bol fotoğraf ve hikaye paylaşacağım. Instagram.com/barisozcan adresini de takibe alabilirsiniz. Orasını gün içinde de olaylar geliştikçe güncellemeye devam edeceğim. Pazar videolarını hiç aksatmadan sürdürmeyi düşünüyorum. Bunların bir kısmında vlog formatında bu gezide çektiklerimi paylaşacağım. Bir kısmında da önemli teknolojik olayları video makale/hikaye olarak yazmaya/çekmeye devam edeceğim. Mesela 20 Temmuz’da önemli bir olay var. Jeff Bezos, kendi roketiyle uzaya çıkacak. Onu canlı yayınlamayı düşünüyorum. Yine bilim ve teknoloji dünyasındaki gelişmeleri takip etmeye devam ettiğim için önemli olanlarını da paylaşacağım. 

Yolda stüdyo imkanlarım olmayacak ama yine de kaliteyi en üst düzeyde tutabilmek için yanımda bir RED kamera, bir drone ve bir de 8K RAW video kaydı da yapabilen bir fotoğraf makinesi götürüyorum. Belki karşılaştığım ilginç insanlarla röportajlar da yapabilirim. Dediğim gibi o kısımları şimdiden planlamak istemiyorum. 

Gezmek, yeni yerler görmek, yeni insanlarla tanışmak gerçekten kültürünüzü, görgünüzü çok arttırıyor. İletişim becerilerinizi ve yabancı dil bilginizi geliştiriyor. Bunu yapabilmenin bir de teknolojik bir yolu var, bu videonun sponsoru olan Cambly ile de İngilizce öğrenebilirsiniz. Yaz tatili programınıza uygun, başlangıçtan ileriye tüm seviyelerde kendi hızınızda ders alabileceğiniz bir platform Cambly. Üstelik online olduğu için 1-1 yaptığınız derste hatalarınız olsa bile kimse size gülmüyor, yargılamıyor, puanlamıyor. Tıpkı bir seyahatteymişçesine rahat hissettiğiniz, dil öğrenme gerginliğinden kurtulduğunuz bir yöntem uygulanıyor. Haftada sadece 2-3 gün yarımşar  saatinizi ayırarak ana dili İngilizce olan öğretmenlerle ders yapabilirsiniz. Cambly’nin bir de çocuklara özel bir versiyonu var. Her ikisi için de özel indirim kodlu linkleri açıklamalar bölümüne yerleştirdim. Kodun içinde de bir mesaj var, şimdiden öğrenme yolculuğunuzda yolunuz açık olsun. 

Benim yolumda Pasifik Okyanusu’na ulaştığımda ilk büyük durağım Seattle olacak. Az önce sözünü ettiğim Jeff Bezos’un şirketi Amazon, Bill Gates’in Microsoft’u filan hep orada kurulu, bir de Starbucks’ın merkezi yine orada. Ben ilk kez gideceğim. Görmeyi çok istediğim yerlerden biriydi. Aslında oraya kadar gitmişken Kanada sınırından Vancouver’a da bir uğramak isterdim ama COVID nedeniyle sanırım hala karantina tedbirleri uygulanıyor orada, o yüzden muhtemelen geçmeyeceğim. Bu arada biz ailece iki aşımızı da olduk. ABD’nin hemen her yeri tam olarak açıldı. Ama yine de tedbiri elden bırakmamaya çalışıyoruz. Yolda da bunu gözetmeye devam edeceğiz.

Yolculuğun bundan sonraki noktasında doğrudan güneye yönelip Pasifik Okyanusu kıyısı boyunca Meksika sınırına kadar inmeyi planlıyorum. Bu sahil şeridinin Kaliforniya tarafındaki kısmını son 20 yılda en az 5 kez gidip geldim. Ama dünyanın en güzel yollarından biri olduğu için bu gezide bir kez daha yapmayı çok istiyorum. 

Tabiki California’da San Francisco’da bir mola vereceğiz. Silikon Vadisi’nde eski çalıştığım yer de dahil olmak üzere eski dostlarımla bir görüşmek istiyorum. O bölgenin hemen güneyinde Monterey ve Carmel var. Benim en sevdiğim yerlerden biri. Okyanus araştırmaları yapılıyor. Ve oradan da Big Sur yoluna çıkacağız. Big Sur dünyanın en keyifli sürüş rotalarından biri. O yüzden hem güneye hem de kuzeye doğru bir gidip gelmek istiyorum. Sonrasında iç bölgelere yönelip dev Sekoya ağaçlarının olduğu yerleri göreceğiz. Ardından tekrar okyanus kıyısına ulaşıp Los Angeles’ta biraz daha uzunca bir mola vereceğiz. Orada Hollywood stüdyolarına gidip biraz çekim yapacağız. Tabi sadece kendi isteklerime göre hareket etmek doğru olmayacağı için küçük gezginimizin Disneyland isteğini de yerine getireceğiz. Nihayet Meksika sınırındaki San Diego kentine varacağız. Son aylarda o bölgede bazı UFO’lar gözükmüştü ve resmi raporlara da geçmişti. Belki oraya gitmişken konuyla ilgili bir video da hazırlayabilirim. 

O noktadan sonra yavaş yavaş dönüş yolculuğu başlıyor. Ama epeyce kıvrıla kıvrıla döneceğiz. Dünyanın en sıcak çöllerinden biri olan “Ölüm Vadisi”nden geçip Las Vegas’a varacağız. Kısa bir molanın ardından Grand Canyon’la başlayan inanılmaz doğa harikalarıyla dolu bir yola çıkacağız. Orası dağlık da bir bölge olduğu için rotamızı biraz da aracın şarj imkanları belirleyecek. Bu dağlık bölgeyi aştıktan sonra ABD’nin en düz eyaletlerinden geçeceğiz. Kansas’ta tam orta nokta var. Oralara uğrayacağız. Tornado avcılarının filan olduğu bölge. Oz Büyücüsü filminde böyle bir fırtına Kansas’ta yaşayan küçük bir kızı fantastik bir yere sürüklemişti. Belki enteresan hortum görüntüleri yakalayabilirim diye düşünüyorum. Yolculuğun son kısmında yine farklı yerlerden geçmek üzere yolumuzu önce güneye sonra da kuzeye yöneltip tekrar başlangıç noktasına geri döneceğiz. 

Normalde bir yandan gezip bir yandan çektiğiniz görüntüleri ayıklamak, en güzellerinden bir kurgu yapmak çok kolay olmuyor. Ben elimden geldiği kadar size de sanal olarak bu yolculuğu yaptırmak istiyorum. Ama dediğim gibi YouTube algoritması vlog formatlı içerikler yayınladığımda pek bir ketum davranıyor bana. Yayınladığım videoları ve yapacağım canlı yayınları yakından takip etmek için algoritmanın sevdiği abonelik, beğeni, paylaşım gibi konularda da siz destek verirseniz eminim bu problemi çözebiliriz. Ayrıca yolculuk konusunda önerilerinizi de yorum olarak duymak isterim. İlla görmüş olmanız gerekmez. Bu rota üzerinde bildiğiniz, duyduğunuz, belki bir filmde ya da belgeselde izlediğiniz önemli destinasyonlar varsa onları da yazın lütfen. Bana soracağınız sorular olursa videolarda cevaplamaya çalışacağım.

Jules Verne’in romanında 80 günde dünya turu yapıyorlardı ama çoğunlukla sıcak hava balonuyla uçarak gerçekleştiriyorlardı. Biz kara yoluyla elektrikli bir araçla aynı sürede bu yolun yarısını yapmayı istiyoruz. Yapabilecek miyiz bilmiyorum. Onu hep beraber göreceğiz. Ama bildiğim bir şey var. Her yolculuk insanı değiştirir.  Yolculuğa çıkan kişi geri döndüğünde artık aynı kişi değildir. Dolayısıyla bu 80 günlük maceranın sonunda hep beraber değişeceğiz.

 

Aslında yapmaya başladım bile. Siz bu videoyu izlerken 

 

“80 Günde Yarı Devr-i Alem Yapacağız! Üstelik sadece elektrikli bir araçla” için bir yanıt

Yolculuğunuz ne güzel. Olimpiyat ateşi ve onun yolculuklarıyla alakalı bir video da güzel olabilir 😉

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir