Kategoriler
Teknoloji

Japonlar bir asteroide ROBOT indirdi!

Şu anda neye mi bakıyoruz? Çok uzaklardan gelen bazı verilere. Simsiyah bir gecenin koynundan bize ulaşan bu veriler, bizi yüzyıllar öncesindeki fakir bir balıkçıdan Rock grubu Queen’e bağlayacak. Ama önce biz de o uzaklara bir mesaj gönderelim.

Duyuyorum, görüyorum bir gün gelecek dönence biliyorum

3 Aralık 2014’de Japonya’dan insansız bir uzay aracı yola çıktı. Hayabusa 2 adlı bu araç yaklaşık 1 yıl boyunca dünya yörüngesinde dönüp doğru zamanı bekledi. Aralık 2015’de hedefine doğru yöneldi. Hedefi bir asteroiddi: Ryugu adında yaklaşık 1 km çapında minik bir gezegen. Tam da Küçük Prens romanındaki B612 asteroidinin boyutlarında.

Japonların Hayabusa 2 adlı bu uzay aracının yolculuğunu anlatmaya devam edeceğim ama bir yandan bu olayı size aktarırken bir yandan da bir hikaye anlatmak istiyorum. Japon folklöründe yer etmiş eski bir hikaye. Urashima Taro adında fakir bir balıkçının hikayesi.

Zamanın birinde bu balıkçı uçsuz bucaksız okyanusa açılarak onun zenginliklerinden faydalanmak istemiş. Öyle ya, arayana her yerde sonsuz kaynaklar vardır. Büyük balıkların küçük balıkları kovaladığı, kuşların bile hedefine ulaştığı bu okyanusta balıkçının ağına sadece yaşlı bir kaplumbağa takılmış. Urashima, yüzlerce yıl yaşayabilen kaplumbağayı kutsal bir yaratık olarak kabul ettiği için serbest bırakmış.

Hikayemize burada bir ara verip gerçeklere dönelim. Hayabusa 2 uzay aracı 3,5 yıllık bir kovalamacanın ardından geçtiğimiz yaz 27 Haziran 2018’de Ryugu asteroidine ulaştı. 20 km uzağına yerleşti ve 3 aydır onun etrafında dönerek haritasını çıkartıyor. Fotoğraflarını çekip bize gönderiyor. Hatta 20 Temmuz’da 6 km kadar yaklaşıp iki farklı açıdan fotoğrafını çekti.

Bu fotoğrafları gören astrofizikçi Dr. Brian May stereoskopik bir versiyonunu üretti. Böylece asteroidi dileyenler üç boyutlu gözlüklerle de inceleyebilmeye başladılar. O yüzden teşekkürler astrofizikçi Dr. Brian May. Ha bu adam da kim mi diyorsunuz? Akademik kariyerine 1970’lerde fizik ve matematikle başlayan, ancak diğer başka sebeplerle tezini ancak 2007’de verebilen ve o tarihte doktor olabilen bir kişi. Kendisi 1957’den 2013’e kadar tek bir sunucu tarafından sunulan en uzun program ünvanına da sahip 56 yıllık TV programı “the Sky at Night”’ın 700. Bölümüne konuk olduğunda onu Isaac Newton’a benzetmişlerdi. Ha bir de diğer başka sebeplerle tezini geç vermişti demiştim ya. O arada Freddy Mercury ile birlikte Queen diye bir grup kurup Bohemian Rhapsody gibi parçalara solo yazmakla meşguldü bu doktor.

Evet Queen’in baş gitaristi Brian May, Japon Uzay Ajansı’nın yayınladığı asteroid fotoğraflarını stereoskopik bir görsele dönüştürüp bunu Instagram hesabından yayınladı.

Tüm bunlar olup biterken Japonların hikayesindeki fakir balıkçı Urashima hala bir şey yakalayamamıştı. Umutsuz bir şekilde beklemeye devam ederken geçen gün serbest bıraktığı kaplumbağa tekrar teknesine yaklaşmaya başladı. Yanında güzeller güzeli bir prensesi getirmişti. Prenses, fakir balıkçıya “gel seni evime götüreyim” dedi. “Okyanusun derinliklerindeki sarayıma…” Kaplumbağanın sırtında uzun bir yolculuk yaptılar ve nihayet okyanusun dibindeki o saraya ulaştılar. Kırmızı ve beyaz mercanlardan yapılmış bu görkemli saray, kristallerle süslüydü.

Ryugu asteroidinin etrafında geçirdiği 3 aylık inceleme, haritalama ve fotoğraflama sürecinin sonunda geçtiğimiz Cuma günü, daha 2 gün önce 21 Eylül 2018’de Hayabusa 2 adlı uzay aracı asteroide tekrar yaklaşmaya başladı. Yaklaştı, yaklaştı. 80 metre kadar yakına gelince kendi gölgesinin fotoğrafını çekti ve iki küçük robotu asteroide gönderdi.

Fakir balıkçı Urashima Taro okyanusun derinliklerindeki o sarayda hayatında görmediği güzelliklerle karşılaştı. Çok iyi vakit geçirdi. Ama 3. Günün sonunda memleketini, arkadaşlarını, ailesini özledi. Geri dönmek istedi. Prenses buna çok üzülmüştü. Ama onun dönme isteğini geri çevirmedi. Giderken onu koruması için eline kapalı bir kutu verdi. Ve kutuyu asla açmamasını söyledi.

Japonların iki küçük robotu şu anda Ryugu asteroidinin üzerinde dolaşıyor. Hatta dün şu fotoğrafları gönderdiler. Simsiyah bir gecenin koynunda çekilen bu fotoğrafın sol tarafı Ryugu’nun yüzeyi. Sağda güneş doğuyor. Daha önce de asteroidlere araç gönderilmişti. Ancak dünyada ilk kez dün, dünyadan uzaktan kumanda edilen robotlar bir asteroidin üzerinde dolaşmaya başladılar. Robot deyince aklınıza gelen şeyden çok farklı bunlar. Aslında küçük bir kutu gibi. İçinde örnekler alıp bunları analiz eden araçlar var. Aldıkları verileri önce eski konumuna dönen 20 km ötedeki Hayabusa 2’ye gönderiyorlar. O da bunları Japonya’daki merkeze yolluyor. Videonun başında gösterdiğim bir ekran var ya. O ekrandaki veriler Hayabusa 2’den gelen gerçek zamanlı veriler. İsteyen şu andaki konumunu ve diğer detayları bu ekrandan görebilir. Hatta asteroidin üzerinde dolaşan robotlara gönderilen herhangi bir komutu simüle edebilir.

Tabi konu sadece bu verilerden ibaret değil. Önümüzdeki ayın sonunda Hayabusa 2 tekrar asteroide yaklaşıp örnekler toplayacak. Önümüzdeki yıl Mart-Nisan civarında küçük bir patlayıcı bırakıp krater açacaklar. Sonra o kraterin içinden örnekler alacaklar. Yani madencilik yapacaklar. Asteroid madenciliği.

Hayabusa 2, 2019’un sonunda o küçük kutunun içinde topladığı örneklerle Ryugu’dan ayrılıp dünyaya dönecek. 2020’de yörüngeye girdikten sonra kutuyu dünyaya bırakacak.

Prensesin verdiği kapalı kutuyla evine dönen fakir balıkçı çok farklı bir yerle karşılaştı. Evinin yerinde başka şeyler vardı. İnsanlar çok değişmişti. Onlarla konuşunca anladı ki aradan 300 yıl geçmişti. Oysa okyanusun derinliklerinde geçirdiği o zaman kendisine 3 gün gibi gelmişti.

Japonların 2020’de tamamlanacak asteroid keşif görevinden elbette bilimsel bazı beklentileri var. O kutunun içindeki örneklerden ne çıkacak? Demir, nikel, kobalt gibi madenler olacağı tahmin ediliyor. Peki ben niye bütün bunları anlatıyorum? Uçan arabalardan, Ay’a gönderilecek insanlardan, asteroid kaşiflerinden bahsettiğimde bunları niye bize anlatıyorsun ki diyorlar. Hatta birisi şöyle yazmıştı:

“Barış bey, yaşadığınız ülke henüz temel insani sorunları aşmış değil iken; tarım, beslenme ve barınma sorunlarını çözmemişken, çeşitli sosyal siyasal sorunlar mevcutken, sorduğunuz sorular bu ülkede hangi soruna çözüm getiriyor?”

Bilmiyorum. Bildiğim şey şu: Dünyanın her ülkesi sorunlarla dolu. Her ülkenin dostu da var düşmanı da… Az önce bahsettiğim bilimsel keşif görevini yapan Japonlar ikinci dünya savaşı’ndan sonra ne haldeydiler? Bugün Hayabusa 2 uzay aracıyla bir asteroidin üzerinde robot dolaştıran Japonların ülkesi o aracın gönderilmesinden 60 yıl önce yerle bir edilmişti. Bu ballandıra ballandıra anlattığım uzay görevinin toplam maliyetini biliyor musunuz? 146 milyon dolar. İstanbul’da yapılan o yüksek yüksek binaların pek çoğu bundan daha pahalıya mal oluyor. Yani bizim de kaynağımız var. Mesele o parayı harcadıktan sonra nereye baktığımız? Yüksek bir gökdelenin tepesine mi, yoksa güneş sisteminde dolaşan ve 600.000 tanesinin potansiyel değeri hesaplanmış olan asteroidlere mi? Japonların sadece 146 milyon dolar harcayarak gittikleri o asteroidin madencilik açısından değerini söyleyeyim mi size? 82.7 milyar dolar.

Sorunlarımızın farkında olmayan kimse yok bence. Bu sorunların çözümünü doğru yerlerde aramamız lazım. Her ülkenin tarihi, kültürü, zengin bir folklörü var. Ama tarih, tarih oldu. Ondan ilham alıp geleceğe bakmamız lazım. Artık adım atmak yetmez bize, kanatlanıp uçmamız lazım. Ve biliyorsunuz bunun için en az iki kanat gerek.

Bu iki kanat birbiriyle kavga ederek uçamaz!

Benim elimden umut verici, ilham verici böyle hikayeleri bulup anlatmak geliyor. Eminim sizlerin de ilgi duyduğu ve yetenekli olduğu bambaşka alanlar var.

İşte bunları kullanıp o fakir balıkçı Urashima gibi biz de uzay okyanusuna açılmalıyız. Tarihimizden dersler çıkartmalıyız elbette. Ama Japonlar gibi. Onlar size anlattığım bu hikayelerle büyüdüler. Ama onun etkisiyle bir kaplumbağanın sırtına atlayıp geçmişe dönme hayallerine kapılmadılar. Urashima Taro’nun vardığı okyanusun derinliklerindeki sarayın adı ne biliyor musunuz? Ryugu. Evet gittikleri asteroidin adını bu hikayeden alıp koymuşlar. Ve oradan gizemli bir kutu getirmeye çalışıyorlar. Şimdi videonun başından beri parça parça anlattığım o hikayeyi bir de bu bakış açısıyla bir daha dinleyin.

Ryugu asteroidini Küçük Prens’in minik gezegenine benzetmiştim ya. Romanda B612 adlı o asteroidi 1909 yılında ilk keşfeden kişinin bir Türk astronom olduğunu yazmıştı yazarı. Artık o zamanlar yaşayan Fatin Gökmen’den mi yoksa Ahmet Ziya Akbulut’tan mı etkilendi bilinmez. Ama daha 1909’da astronomlarımız dünya edebiyatına ilham verirken şimdi bunları anlatmak, sorgulamak ya da düşünmek bile garip mi geliyor bize?

Ben garip kalmaya razıyım.

Her şey burada (beyinde) başlıyor. Ona giden şu yolları (gözler ve kulaklar) doğru düzgün şeylerle doldurmak bizim elimizde.

Duyuyorum, görüyorum bir gün gelecek dönence biliyorum

Biz programlıyoruz önce onu, sonra kendi hayatımızı. Hikayeler bizim algoritmalarımız.

3 gün kaldığı okyanusun derinliklerindeki Ryugu sarayından evine dönen Urashima Taro aradan 300 yıl geçtiğini fark edince çaresizlik içinde kalakalmış. Elindeki gizemli kutuya bakmış. Açmaması gereken o kutuyu açmış. İçinden koyu bir duman çıkmış ve Urashima yere yığılmış. Duman dağılınca insanlar karşılarında 300 küsür yaşında bir adamın cesedini bulmuşlar.

Simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız
Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor
Görüyorum dönence

“Japonlar bir asteroide ROBOT indirdi!” için 8 yanıt

Barış Abi biraz geç tanıdım seni ama hızlıca videolarından yararlanıp bilgimi arttırmak keyifli . Bu uçsuz bucaksız evrende biraz daha bilmek beynimizin hayır olamaz dediği şeyleri biraz daha algılayıp öğrenmek teşekkür ederim emeğine sağlık..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir